Son dönemde ihracatçılarımızı doğrudan ilgilendiren ama yeterince konuşulmayan çok önemli bir vergi uygulaması değişti: Dahilde işleme rejimi kapsamında yurt içinden KDV’siz girdi alım imkânı artık yürürlükte değil. Bu basit gibi görünen değişiklik, ihracat süreçlerimize ciddi maliyet ve operasyonel baskı getirecek nitelikte.
Dahilde işleme rejimi, ihracatçı firmaların uluslararası rekabet gücünü artırmayı amaçlayan bir sistemdir. İhraç edilecek ürünlerin üretiminde kullanılacak girdi ve hammaddelerin ithalatında — belirli şartlarla — gümrük vergisi, KDV, ÖTV gibi vergiler askıya alınabilir veya iade yoluyla geri verilebilir. Böylece ihracatçının mali yükü azalır.
Geçmişte bu avantaj, yalnızca ithal girdiler için değil; aynı zamanda yurt içinden temin edilen girdiler için de KDV’siz alım imkânı şeklinde uygulanabiliyordu. Bu istisna, 2008’den itibaren çeşitli kanunlarla sürekli olarak uzatıldı. Son uzatma tarihi 31 Aralık 2025 idi.
Ancak yeni yılda bu süre uzatılmadı. Böylece:
- 1 Ocak 2026 itibarıyla, dahilde işleme veya geçici kabul rejimi kapsamında yurt içi satışlarda artık tecil-terkin kapsamında KDV’siz teslim yapılamayacak.
- Yani ihracatçı üretim için yurt içinden aldığı girdilerde KDV ödeyecek.
Buna karşılık, sadece ithalat aşamasındaki vergi muafiyeti rejimin kalıcı maddeleri uyarınca devam edebiliyor.
Bu değişiklik, özellikle tekstil, kimya gibi yüksek hacimli yurt içi girdi kullanan sektörlerde nakit akışı ve finansman maliyetlerini doğrudan etkiler. Türkiye’de ihracat yapan firmalar genellikle:
- Üretim aşamasında önemli miktarda stok finansmanı yapmak zorunda kalacak,
- Ödenen KDV’nin iade süreçleri uzun ve bürokratik olduğundan nakit sıkışıklığı yaşayacak,
- Bu süre içinde yüksek faizli kredi kullanmaya mecbur kalabilecek.
Sektör temsilcileri zaten mevcut mali baskıların yüksek olduğunu belirtiyor; bu ek yük, rekabet gücümüzü azaltma riski taşıyor.
Geçici 17. madde geçmişte birkaç kez son dakika uzatmalarıyla hayat buldu. Örneğin 2010’da süresi dolduktan sonra tepkiler üzerine kısa sürede tekrar uzatılmıştı. Ancak 2025 için uzatma yapılmaması öylesine bir eksiklik gibi görünmüyor. Özellikle önemli bir kesimin maliyetini doğrudan artıracak bu değişiklik, bilinçli bir tercih gibi değerlendirilmek zorunda. Peki, bu kararın arka planı ve sektöre etkileri tartışılacak mı? Zaman gösterecek.
Ne yapılabilir?
Bu uygulamanın yeniden süresi uzatılabilir veya benzer bir istisna farklı bir düzenlemeyle hayata geçirilebilir. Bunun için:
- İhracatçıları temsil eden kuruluşların sesini yükseltmesi,
- Maliye ve Ticaret politikalarının ihracatın finansman yükünü azaltacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekiyor.
Ancak bu tür bir düzenleme gelene kadar, firmaların yurt içi girdi alımlarında KDV’yi hesaba katmaları, nakit planlamalarını buna göre yapmaları zorunlu hale geldi.


