Dış ticaretle uğraşan herkes bilir: Bir ülkenin ihracatı bazen büyük krizlerle değil, küçük gibi görünen bürokratik düzenlemelerle yavaşlar. Ne bir ambargo vardır ne de manşetlik bir yasak… Ama üretim bandı durur, sevkiyat gecikir, müşteri bekler. 2026’ya girerken tam olarak böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Ürün güvenliği denetimlerinde “kapsam dışı” kavramının fiilen yeniden tanımlandığı bir dönemden geçiyoruz. Kağıt üzerinde teknik, sahada ise son derece maliyetli bir değişiklik bu.
TAREKS’i bilmeyen yok. Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi, yıllardır ürün güvenliği denetimlerinde kullanılan, hangi ürünün denetime tabi tutulacağını algoritmik risk analizleriyle belirleyen bir sistem. Bugüne kadar sistemin mantığı şuydu: Eğer ithal ettiğiniz ürün ilgili tebliğ kapsamında değilse, beyannamede bir TPS numarası ile kapsam dışı olduğunu beyan eder, yolunuza devam ederdiniz. Yani gerçekten kapsam dışıysa, sistem sizi yormazdı. Ancak yapılan son düzenlemeyle bu pratik tamamen değişti. Artık bir ürünü fiilen ithal etmeseniz bile, GTİP numarası itibarıyla ilgili tebliğde yer alıyorsanız, TAREKS’e kapsam dışı başvurusu yapmak zorundasınız. Ve daha da önemlisi: “Bu ürün kapsam dışıdır” deme yetkisi sizde değil, idarede.
Başvuruyorsunuz, sistem inceliyor, risk analizinden geçiriyor, onay verirse kapsam dışı sayılıyorsunuz. Onay gelmeden? İthalat yok.
Bu değişikliğin teoride mantıklı gibi duran bir tarafı olabilir. Ancak sahadaki etkisi çok net:
- Üretimde kullanılacak ara malları gümrükte bekliyor
- Kapsam dışı olduğu açık olan ürünler bile sistemden geçmeden çekilemiyor
- İthalat süresi uzuyor
- Üretim planları aksıyor
- İhracat teslim tarihleri sarkıyor
Kısacası, “ürün güvenliği” gerekçesiyle yapılan bir düzenleme, dolaylı olarak ihracatın güvenliğini riske atıyor.
Buradaki asıl sorun şu: TAREKS, eşya odaklı bir sistem. Yani “bu ürün denetime tabi mi?” sorusunu soruyor ama “bu ürün gerçekten riskli mi?” sorusunu yeterince ayırt edemiyor. Sonuç?
Denetlenmesi hedeflenen ürünlerle hiç ilgisi olmayan eşyalar da aynı algoritmadan geçiyor.
Bu işin bir de sessiz ama can yakan mali boyutu var.
- Her TAREKS başvurusu için ayrı bir işlem
- Gümrük müşavirleri doğal olarak başvuru ücreti talep ediyor
- Denetime düşerse, ayrı bir denetim ücreti
- Kapsam içi ürünle kapsam dışı ürün arasında maliyet farkı kalmıyor
Yani sistem diyor ki: “Kapsam dışısın ama yine de kapsamdaki gibi davran.” Bu yaklaşım, özellikle yüksek hacimli ara malı ithalatı yapan üretici firmalar için ciddi bir yük oluşturuyor.
Bu arada yalnızca TAREKS değil, 2026’ya girerken ithalat vergileri cephesinde de tablo pek iç açıcı değil.
- Daha önce İlave Gümrük Vergisi (İGV) olmayan 72 GTİP için yeni İGV geldi
- Ortalama artış yaklaşık %10
- Üstelik bu GTİP’lerin içinde valf, kompresör, filtre gibi ara malları var
- 90 GTİP’te mevcut İGV oranları %3,2 ile %20 puan arasında artırıldı
Gözetim uygulaması tarafında da tablo benzer. Birim kıymet eşiği altında kalan ürünlerde ya gözetim belgesi alınıyor ya da fiktif bir kıymet artışıyla ithalat yapılıyor. Sonuç?
- Daha yüksek vergi matrahı
- İndirilemeyen KDV
- Çifte maliyet
Ve yine üretim girdileri bu listenin içinde. Bu noktada iki temel sorun var:
Birincisi: Mevzuat değişiklikleri hâlâ yılın son gününde öğreniliyor. 1 Ocak’ta yürürlüğe giren düzenlemeleri, firmalar 2 Ocak’ta anlamaya çalışıyor. Bu sürdürülebilir değil.
İkincisi ve daha kritiği: Kapsam dışı ürünlerin de başvuruya zorlanması. Burada çok net bir çözüm alanı var: Nasıl ki Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (YYS) ile bazı firmalara güveniliyorsa, benzer şekilde “güvenilir ithalatçı” tanımı TAREKS içinde de oluşturulabilir.
- Bu firmaların kapsam dışı beyanları sonradan kontrol edilebilir
- Her ithalat işlemi baştan kilitlenmez
- Sistem gerçekten riskli ürünlere odaklanır
Bugünkü haliyle TAREKS, risk esaslı olmaktan çıkıp prosedür esaslı bir yapıya evriliyor. Bu da ne güvenliği artırıyor ne ticareti kolaylaştırıyor.
İhracatı artırmak istiyorsak, sadece rakamlara değil süreçlere bakmamız gerekiyor. Bir ülkenin rekabet gücü, gümrük kapısında ne kadar hızlı nefes alabildiğiyle ölçülür. Kapsam dışı, gerçekten kapsam dışı olabilmeli. Aksi halde bu sistem, ihracatı korumaz; yavaşlatır.


