Dikkatimi ÇekenlerGenelİş GeliştirmeTek Kutuplu Dünya Bitti, Çok Kutuplu Fatura Zamanı

Eskiden dünya basitti. ABD vardı, dolar vardı, SWIFT vardı. Herkes ona göre defter tutar, ona göre risk alırdı Şimdi tablo değişti. ABD hâlâ dünyanın en büyük ekonomisi ama artık tek başına “patron” değil. Karşısında sessiz sedasız büyüyen bir blok var: BRICS+. Ve mesele sadece siyaset değil. Bu işin sonunda kur artıyor mu, ihracat nereye gidiyor, finansman bulunabiliyor mu, asıl soru bu.

Raporun en çarpıcı gerçeği şu: ABD’nin dış ticaret açığı: 1,29 trilyon dolar, Çin’in dış ticaret fazlası: yaklaşık 1 trilyon dolar.

Bu ne demek?

“Ben tüketiyorum, sen üretiyorsun” düzeni çatırdıyor.

ABD hâlâ en büyük ithalatçı ama artık üretim merkezi değil. Üretim Atlantik’ten Hint-Pasifik’e kaymış durumda. Ve bu kayma: tedarik zincirlerini, navlun rotalarını, hatta hangi ülkede fabrika kurulacağını bile değiştiriyor.

Eskiden BRICS deyince akla sadece “alternatif sohbet kulübü” gelirdi. Artık değil.

  • 2001–2024 arasında, NATO ülkelerinin ticareti %203 büyümüş, BRICS+ ülkelerinin ticareti %759 büyümüş. Bu şu demek:

“Para sessizce el değiştiriyor.”

Üstelik:

  • Doların alternatifi konuşuluyor
  • SWIFT dışı ödeme sistemleri test ediliyor
  • Enerji ticaretinde yerel para denemeleri artıyor

Bir mali müşavir olarak bunu şöyle okurum:

“Risk sadece kur değil, ödeme sistemi riski.”

Türkiye ilginç bir yerde duruyor: NATO üyesi. AB ile Gümrük Birliği var. Ama aynı zamanda: Rusya ile enerji, Çin ile tedarik, Körfez ile finansman ilişkisi yürütüyor. Yani kısaca:

Türkiye iki sandalyeye aynı anda oturmaya çalışıyor.

Ve işin ilginç tarafı şu: Türkiye’nin ihracat pazarları çeşitlenmiş. AB’nin payı düşüyor ama hâlâ büyük. BRICS+ ile ticaret artıyor ama denge bozulmasın diye frene basılıyor. Bu bir strateji mi?
Evet. Ama aynı zamanda yüksek tansiyon.

ABD pazarı hâlâ en büyük, en açık, en iştah kabartıcı pazar. Ama küçük bir detay var:

  • ABD’nin Türkiye’den ithalat payı: %0,53 Yani biz ABD için hâlâ:

“Olmasa da olur” kategorisindeyiz.

Bu da şu anlama geliyor: ABD ile ticaret siyasi değil, rekabetçi ürün meselesi, Katma değeri olmayan mal ile bu pazarda kalıcı olunmaz.

Ben bu raporu okurken şunu düşündüm: Önümüzdeki yıllarda: kur oynaklığı artacak, ödeme vadeleri uzayacak, “hangi ülke ile çalışıyoruz” sorusu daha kritik olacak. Yani mesele artık sadece:

“Satış yaptın mı?” değil
“Kime sattın, hangi para birimiyle sattın, parasını ne zaman aldın?”

Bu rapor şunu net gösteriyor:

Dünya çok kutuplu oluyor ama muhasebe hâlâ tek merkezden bakılarak tutulamaz.

Türkiye için mesele taraf seçmek değil. Dengeyi bozmadan yön bulmak. Ama bu denge: doğru ihracat, doğru pazar, doğru finansman olmadan sürdürülemez.

Ve evet… Bu sefer fatura gerçekten bize kesilebilir.

Yazar Ayhan YILMAZ, SMMM/CPA

1986 doğumlu Ayhan YILMAZ, Türkiye’nin ilk İngilizce ağırlıklı proje meslek lisesi, Manisa Anadolu Ticaret Meslek Lisesi, Dış Ticaret bölümünü, devamında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Dış Ticaret bölümü, Muğla Sıtkı Koçman Yabancı Diller Yüksekokulu, İngilizce Eğitmenlik ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi, İktisat Fakültesi‘nden lisans düzeyinde mezun olup, 2020 yılında S.M.Mali Müşavir unvanını almıştır. 2024 yılında Dünya’nın en iyi Devlet Üniversiteleri listesinde 260. sırada yer alan Lisbon Üniversitesi‘nde MBA (Uluslararası Yönetim Yüksek Lisansı)‘na başlamıştır. İleri derecede İngilizce ve temel seviyede İspanyolca ve Bulgarca bilmektedir. Hayat boyu öğrenme felsefesini merkezde tutarak çalışmalarına devam eden Ayhan YILMAZ hakkında detaylı bilgi için kendisiyle irtibata geçebilirsiniz.

https://www.ayhanyilmaz.net/wp-content/uploads/2022/07/logo_white_small_03.png

AyhanYilmaz.Net web sitesine yayımlanan yazı ve fotoğraflarla ilgili saklı olan telif haklarınızla ilgili ayhan@ayhanyilmaz.net ile irtibata geçebilirsiniz.

Tüm Hakları Saklıdır © 2022