Dikkatimi ÇekenlerDış Ticaret2026 İran Savaşı: Bir Muhasebecinin Gözünden Ekonomi ve Dış Ticaret Riskleri

Dünya bazen öyle dönemlere girer ki, ekonomiyi konuşmak için artık yalnızca bilanço, faiz oranı veya enflasyon verileri yetmez. Haritalara bakmak gerekir. Tankların ilerlediği, füzelerin uçtuğu ve diplomatik masaların devrildiği dönemlerde ekonomi, aslında savaşın gölgesinde yazılan bir hikâyeye dönüşür.

2026 yılında patlak veren 2026 İran Savaşı, tam olarak böyle bir hikâyenin başlangıcı gibi görünüyor.

Ben bir mali müşavirim. Yıllardır ihracat, maliyet hesapları, risk analizi ve uluslararası ticaretle uğraşıyorum. Dolayısıyla savaş haberlerini izlerken çoğu insanın aklına gelen ilk şeyler –jeopolitik dengeler, askeri strateji veya ideolojik çatışmalar– değil; aklıma doğrudan şu sorular geliyor:

  • Petrol ne olacak?
  • Lojistik hatları kırılır mı?
  • Enflasyon yeniden patlar mı?
  • Türkiye bu işten zarar mı görür yoksa fırsat mı çıkar?
  • Dış ticaret dengesi ve ihracat stratejileri nasıl etkilenir?

Savaşın İlk Gerçeği: Enerji

Orta Doğu’da savaş demek, ekonomide ilk olarak enerji şoku demektir. İran’ın jeopolitik gücü yalnızca askeri kapasitesinden değil, bulunduğu yerden gelir. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmı Hürmüz Boğazı üzerinden geçer. Bu dar deniz koridoru adeta küresel ekonominin atardamarıdır.

Eğer bu hat kapanırsa veya ciddi bir güvenlik riski oluşursa:

  • Petrol fiyatları hızla yükselir
  • Navlun maliyetleri artar
  • Sigorta primleri katlanır
  • Enflasyon yeniden küresel gündemin merkezine oturur

Dış Ticaret Verileri ve Etkileri

2025 yılında Türkiye’nin toplam ihracatı yaklaşık 260 milyar USD olarak gerçekleşti, ithalat ise 300 milyar USD civarındaydı. Enerji ithalatı, bu toplamın %25’ini oluşturuyor. Doğalgaz ve petrol fiyatlarındaki dalgalanma, toplam dış ticaret dengesi üzerinde doğrudan baskı yaratıyor.

Örneğin:

  • Petrol fiyatları %20 artarsa, Türkiye’nin enerji ithalat faturası yaklaşık 15–18 milyar USD yükselir.
  • Bu durum, özellikle sanayi ve lojistik maliyetlerini artırarak ihracat marjlarını daraltabilir.
  • Öte yandan savaş, bazı Avrupa-Asya ticaret koridorlarını Türkiye üzerinden yönlendirebilir. Bu da transit ticaret gelirlerini artırabilir, liman ve depolama hizmetleri büyüyebilir.

2026’nin ilk çeyreğinde Türkiye’nin ihracatının başlıca hedefleri:

  • Almanya: 15 milyar USD
  • İtalya: 12 milyar USD
  • ABD: 10 milyar USD
  • Irak ve Körfez ülkeleri: 8 milyar USD

Bu veriler, savaşın özellikle Orta Doğu rotalarını riske atması halinde Türkiye’nin ihracat gelirlerini ve lojistik maliyetlerini nasıl etkileyeceğinin somut göstergesi.

Savaşın İkinci Gerçeği: Tedarik Zinciri

Son yıllarda dünya ekonomisi zaten iki büyük şok yaşadı:

  1. Pandemi
  2. Tedarik zinciri krizi

Şimdi buna bir de savaş eklenirse ticaret yolları yeniden şekillenebilir. Basra Körfezi rotaları riskli hale gelebilir, sigorta maliyetleri artabilir, bazı ülkeler alternatif koridorlar arayabilir. Türkiye için bu hem bir risk hem de bir fırsat olabilir.

Türkiye İçin Risk mi Fırsat mı?

1. Enerji maliyetleri artabilir

Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke. Petrol ve doğalgaz fiyatları yükselirse üretim maliyetleri de yükselir ve bu doğrudan sanayi ve lojistik maliyetlerini artırır.

2. Yeni ticaret yolları doğabilir

Savaş bazen yeni ticaret fırsatları da yaratır. Avrupa ile Asya arasındaki bazı ticaretin Türkiye üzerinden geçmesi transit gelirleri artırabilir.

3. Jeopolitik değer artabilir

Böyle dönemlerde ülkelerin stratejik değeri yükselir. Türkiye hem NATO üyesi hem de bölgesel bir güç. Bu nedenle diplomatik denge politikası ekonomik kazançlar yaratabilir.

En Büyük Risk: Savaşın Yayılması

Bölgede İran’ın etkili olduğu birçok aktör var, örneğin:

  • Hezbollah
  • Houthis

Bu aktörlerin devreye girmesi çatışmayı genişletebilir ve Israel veya United States gibi büyük güçlerin müdahalesi gündeme gelebilir. Böyle bir durum, Türkiye’nin ihracatını ve lojistik koridorlarını doğrudan etkiler.

Bir Muhasebecinin Savaş Yorumu

Muhasebe mesleği insana bir refleks kazandırır: Her olayın maliyetini düşünmek. Savaşların da bir bilançosu vardır. Ama bu bilanço yalnızca para ile ölçülmez:

  • Ekonomik kayıplar
  • Siyasi istikrarsızlık
  • Göç dalgaları
  • Enerji krizleri
  • Dış ticaret gelir kaybı
  • Transit ticaret fırsatları

2026 İran savaşı henüz ilk sayfalarını yazıyor. Ama tarih bize bir şeyi öğretmiştir: Savaşlar kısa başlar, uzun sürer. Ve etkileri bazen cephede değil, ekonominin kalbinde hissedilir.

Yazar Ayhan YILMAZ, SMMM/CPA

1986 doğumlu Ayhan YILMAZ, Türkiye’nin ilk İngilizce ağırlıklı proje meslek lisesi, Manisa Anadolu Ticaret Meslek Lisesi, Dış Ticaret bölümünü, devamında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Dış Ticaret bölümü, Muğla Sıtkı Koçman Yabancı Diller Yüksekokulu, İngilizce Eğitmenlik ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi, İktisat Fakültesi‘nden lisans düzeyinde mezun olup, 2020 yılında S.M.Mali Müşavir unvanını almıştır. 2024 yılında Dünya’nın en iyi Devlet Üniversiteleri listesinde 260. sırada yer alan Lisbon Üniversitesi‘nde MBA (Uluslararası Yönetim Yüksek Lisansı)‘na başlamıştır. İleri derecede İngilizce ve temel seviyede İspanyolca ve Bulgarca bilmektedir. Hayat boyu öğrenme felsefesini merkezde tutarak çalışmalarına devam eden Ayhan YILMAZ hakkında detaylı bilgi için kendisiyle irtibata geçebilirsiniz.

https://www.ayhanyilmaz.net/wp-content/uploads/2022/07/logo_white_small_03.png

AyhanYilmaz.Net web sitesine yayımlanan yazı ve fotoğraflarla ilgili saklı olan telif haklarınızla ilgili ayhan@ayhanyilmaz.net ile irtibata geçebilirsiniz.

Tüm Hakları Saklıdır © 2022