Dikkatimi ÇekenlerDış Ticaretİş GeliştirmeYazılarımOrtadoğu’da Savaşın Lojistiğe Etkisi: Hürmüz’den Süveyş’e Uzanan Risk Zinciri

3 Mart 2026 tarihli gelişmeler, uluslararası taşımacılığın ne kadar kırılgan bir yapı üzerinde ilerlediğini bir kez daha gösterdi. İsrail / ABD – İran hattında yükselen askeri gerilim; sadece diplomatik ve askeri dengeleri değil, doğrudan deniz ve hava taşımacılığını etkiliyor.

Bir mali müşavir ve uzun yıllardır dış ticaret süreçlerinin içinden gelen biri olarak şunu net söyleyebilirim:
Bu tür dönemlerde “navlun arttı” demek, yaşanan tablonun sadece görünen yüzüdür. Asıl risk; sözleşme, teslim şekli, transit süre, sigorta, finansman ve nakit akışı zincirinin aynı anda etkilenmesidir.

Bu yazıda, mevcut operasyonel gelişmeleri ve firmalar açısından doğabilecek riskleri sade ama stratejik bir bakışla ele alacağım.

Ortadoğu çıkışlı konteyner ve ihracat yüklerinde son dönemde yaşanan değişimler, armatörlerin operasyonel kararlarını doğrudan etkiledi. CMA CGM ve Hapag-Lloyd gibi büyük hat operatörleri, Süveyş Kanalı geçişli seferlerini geçici olarak Ümit Burnu rotasına kaydırdı. Diğer büyük operatörler olan MSC, COSCO ve OOCL ise Ortadoğu yükleri için yeni booking alımlarını durdurmuş durumda. Bu kararlar, özellikle ihracatçılar için teslim sürelerinde ciddi uzamaya ve ek maliyetlere yol açıyor.

Bazı operatörler hâlâ Süveyş geçişli operasyonlarını sürdürüyor olsa da, ek uygulamalar ve savaş riski primleri devreye girdi. Bu durum, özellikle soğuk zincir yükleri, yüksek değerli ürünler ve vade hassasiyeti olan mallar için ek risk anlamına geliyor. Ayrıca Ümit Burnu rotasının kullanılması, transit süreyi yaklaşık 10–20 gün uzatıyor ve bunker maliyetlerini önemli ölçüde artırıyor.

Ortadoğu ve Körfez bölgesindeki hava sahası kısıtlamaları, sivil havacılıkta ciddi aksamalara yol açtı. Tamamen kapalı hava sahaları arasında İran, Irak ve İsrail bulunurken, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Lübnan gibi ülkelerde kısıtlı operasyonlar devam ediyor.

Türk Hava Yolları, Körfez ve Ortadoğu hatlarında uçuş iptallerini 4 Mart’a kadar uzattı. İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün seferleri ise 6 Mart’a kadar iptal edilmiş durumda. Bu gelişmeler, hava kargo kapasitesini daraltıyor ve fiyatlarda ani artışlara neden olabiliyor.

Suudi Arabistan Havayolları (Saudia) ise Cidde, Riyad ve Medine’ye uçuşlarına devam ederek, kara aktarmalı taşımacılığa imkân sağlıyor. Ancak bu alternatif çözüm de transit süreyi uzatıyor ve operasyonel maliyetleri artırıyor.

Bu gelişmeler ışığında lojistik ve dış ticaret firmaları, bir dizi stratejik riskle karşı karşıya:

  1. Transit Süre Uzaması: Süveyş yerine Ümit Burnu rotası, teslimat sürelerini önemli ölçüde uzatıyor. Bu durum, akreditifli işlemler ve sözleşmelerde cezai şart riski yaratıyor.
  2. Ek Navlun ve Savaş Riski Ücretleri: Navlun artışı artık rutin bir maliyet unsuru. Ancak ek war risk surcharge ve emergency bunker adjustment kalemleri, marjları hızla eritiyor.
  3. Reefer ve Hassas Yüklerde Sorunlar: Soğuk zincir yüklerinde booking kısıtlamaları, raf ömrü kısa ürünlerde kayıplara neden olabilir.
  4. Sigorta ve Sözleşme Maddeleri: War risk kapsamı poliçelerinde belirsizlikler, firmaları sigorta açısından savunmasız bırakabilir. Teslim şekli (CIF, DDP) seçimi kritik önemde.
  5. Nakit Akışı ve Finansal Risk: Transit süre uzadıkça tahsilatlar gecikecek, firmaların nakit akışı olumsuz etkilenecek.

Türkiye, Körfez ve Ortadoğu ihracatı açısından doğrudan risk altındayken, aynı zamanda transit hub rolü üstlenerek bazı fırsatlar da yakalayabilir. Ancak bu potansiyelin gerçekleşmesi için:

  • Gümrük süreçlerinin hızlandırılması,
  • Liman operasyonlarının etkin yönetilmesi,
  • Alternatif kara ve hava koridorlarının kullanımı gerekmektedir.

Ortadoğu’daki bu gelişmeler, lojistiğin sadece taşımacılık değil, aynı zamanda risk yönetimi, finansal planlama ve stratejik karar alma süreci olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Firmalar için bu süreçte kritik başarı faktörleri:

  • Alternatif rota planlaması,
  • Sigorta kapsamlarının gözden geçirilmesi,
  • Transit süre ve teslim şartlarının güncellenmesi,
  • Nakit akış senaryolarının hazırlanmasıdır.

Kısaca, lojistik artık sadece konteyner taşımak değil, jeopolitik riskleri yönetmek anlamına geliyor. Bu dönemde B planı yetmez; C ve D planlarını da hazırlayan firmalar ayakta kalacaktır. Peki süreç böyle devam ederse, bizleri neler bekliyor?

1️⃣ Denizyolu Operasyonları Üzerindeki Etkiler

  1. Süveyş Kanalı Geçişlerinin Uzun Süreli Askıya Alınması

  • Konteyner hatları Ümit Burnu’nu tercih eder, transit süre 10–20 gün uzar.
  • Navlun maliyetleri artar, özellikle Avrupa-Asya ve Körfez rotasında fiyatlar yükselir.
  • Zaman hassasiyeti olan ürünlerde (gıda, ilaç, elektronik) tedarik zinciri aksar.
  • Limanlarda kapasite darboğazları oluşur, konteyner yığılmaları başlar.
  1. Ek Savaş Riski Ücretleri Kalıcı Hale Gelir

  • Armatörler uzun vadeli olarak war risk surcharge uygularsa, taşıma maliyeti sürekli yükselir.
  • Küçük ve orta ölçekli ihracatçılar marj sıkıntısı yaşar, bazı yükler ekonomik olarak taşınamaz hâle gelir.
  1. Reefer ve Soğuk Zincir Yükleri Risk Altında

  • Rezervasyon kısıtlamaları kalıcı olursa gıda ve ilaç ihracatında kayıplar artar.
  • Sigorta primleri yükselir ve poliçe kapsamı tartışmalı hâle gelir.

2️⃣ Hava Yolu Taşımacılığında Senaryolar

  1. Hava Sahası Kısıtlamaları Uzarsa

  • Körfez ve Ortadoğu hattında hava kargo kapasitesi ciddi şekilde düşer.
  • Alternatif rotalar (Suudi Arabistan, Türkiye üzerinden aktarma) maliyet ve süreyi artırır.
  • Acil ve zaman hassas yükler için fiyatlar astronomik seviyelere çıkabilir.
  1. Kargo Talebi ve Fiyatlar

  • Talep düşmez, ama kapasite azalır → navlun ve kargo fiyatları tırmanır.
  • Bazı şirketler maliyetleri karşılayamaz ve taşımayı durdurmak zorunda kalır.

3️⃣ Türkiye ve Bölgesel Etkiler

  1. Transit Ülke Olarak Türkiye

  • Türkiye, Avrupa ve Ortadoğu arasında alternatif bir lojistik hub hâline gelebilir.
  • Liman ve gümrük altyapısı yetersizse, yoğunluk ve gecikmeler artar.
  • Aktarma yükleri artarsa, lojistik firmaları ek gelir kazanabilir ama operasyonel risk yükselir.
  1. Enerji ve Petrol Maliyetleri

  • Hürmüz Boğazı kapanırsa petrol ve türev ürün fiyatları ciddi artar.
  • Bunker maliyetleri yükselir → denizyolu taşımacılığı maliyeti katlanır.
  • Türkiye enerji ithalatçısı olarak mali baskı altında kalır; üretim maliyetleri yükselir.
  1. Dış Ticaret ve Ekonomi

  • Körfez ihracatı ve transit taşımalar gecikir → tahsilat süreleri uzar.
  • Tedarik zinciri aksar, özellikle inşaat ve enerji sektörleri malzeme bulmakta zorlanır.
  • Küresel fiyat artışları, Türk ihracatçılar için maliyet baskısı yaratır.

4️⃣ İş Dünyası ve Risk Yönetimi İçin Öneriler

  • B Planı Yetmez: Hem C hem D planı hazırlanmalı; acil durum rotaları belirlenmeli.
  • Transit Süre Simülasyonu: Alternatif rotalar, tahmini gecikmeler ve maliyet artışları modellenmeli.
  • Sigorta ve Sözleşmeler: War risk primleri, poliçe kapsamları ve teslim şartları güncellenmeli.
  • Nakit Akışı Yönetimi: Tahsilatlar gecikebilir; kısa vadeli kredi ve finansman planları hazır olmalı.
  • Lojistik Altyapı Güçlendirme: Türkiye’deki liman, depolama ve aktarma kapasiteleri artırılmalı.

5️⃣ Kötü Senaryo: Süveyş ve Hürmüz Tamamen Kapalı

  • Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı’nda uzun süreli kapanma, küresel taşımacılıkta kaosa yol açar.
  • Navlun fiyatları rekor seviyeye çıkar; teslim süreleri belirsizleşir.
  • Küresel enerji piyasaları sarsılır; Türkiye ve bölge ekonomileri ciddi baskı altında kalır. Alternatif rotaların kapasitesi sınırlı olduğu için bazı yükler taşınamayabilir.

6️⃣ Olumlu Senaryo: Bölgeye Kısmi İstikrar Gelirse

  • Süveyş Kanalı ve Körfez hava sahası kısmen açılır, denizyolu ve hava yolu kapasitesi kademeli toparlanır.
  • Ek risk primleri düşer; navlun fiyatları normalize olur.
  • Türkiye transit ülke avantajını kullanarak lojistik gelirini artırır.
  • Gecikmeler yavaş yavaş çözülür, ancak uzun süreli risk yönetimi hâlâ ön planda kalır.

Bu kriz, lojistiğin artık sadece “taşıma” değil, jeopolitik ve finansal risk yönetimi olduğunu gösteriyor. Eğer mevcut durum devam ederse:

  • Navlun ve operasyon maliyetleri artacak,
  • Teslim süreleri uzayacak,
  • Enerji ve hammadde maliyetleri yükselecek,
  • Türkiye’nin transit ve lojistik avantajları stratejik öneme kavuşacak.

Yazar Ayhan YILMAZ, SMMM/CPA

1986 doğumlu Ayhan YILMAZ, Türkiye’nin ilk İngilizce ağırlıklı proje meslek lisesi, Manisa Anadolu Ticaret Meslek Lisesi, Dış Ticaret bölümünü, devamında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Dış Ticaret bölümü, Muğla Sıtkı Koçman Yabancı Diller Yüksekokulu, İngilizce Eğitmenlik ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi, İktisat Fakültesi‘nden lisans düzeyinde mezun olup, 2020 yılında S.M.Mali Müşavir unvanını almıştır. 2024 yılında Dünya’nın en iyi Devlet Üniversiteleri listesinde 260. sırada yer alan Lisbon Üniversitesi‘nde MBA (Uluslararası Yönetim Yüksek Lisansı)‘na başlamıştır. İleri derecede İngilizce ve temel seviyede İspanyolca ve Bulgarca bilmektedir. Hayat boyu öğrenme felsefesini merkezde tutarak çalışmalarına devam eden Ayhan YILMAZ hakkında detaylı bilgi için kendisiyle irtibata geçebilirsiniz.

https://www.ayhanyilmaz.net/wp-content/uploads/2022/07/logo_white_small_03.png

AyhanYilmaz.Net web sitesine yayımlanan yazı ve fotoğraflarla ilgili saklı olan telif haklarınızla ilgili ayhan@ayhanyilmaz.net ile irtibata geçebilirsiniz.

Tüm Hakları Saklıdır © 2022