Dikkatimi ÇekenlerDış Ticaret150 Euro Muafiyeti Kalktı… Aslında Değişen Sadece Bir Vergi Değil

Yaklaşık yirmi yılı aşkın süredir dış ticaretin içindeyim. Binlerce ihracat dosyası hazırladım, sayısız gümrük işlemini takip ettim, Avrupa’nın birçok ülkesine ürün gönderdim. Bu süreçte şunu öğrendim; ihracatta bazen en büyük maliyet navlun değildir, ürün değildir, kur değildir. En büyük maliyet, değişen mevzuatı zamanında takip edememektir.

Avrupa Birliği, 1 Temmuz 2026 itibarıyla 150 Euro altındaki ithalatlar için uygulanan de minimis muafiyetini kaldırdı. İlk bakışta küçük gibi görünen bu kararın, önümüzdeki yıllarda Avrupa ile ticaret yapan binlerce firma üzerinde ciddi etkileri olacağını düşünüyorum.

Pek çok kişi haberi okurken sadece “3 Euro vergi gelmiş.” diye bakıyor. Ben ise meseleye farklı bakıyorum.

Aslında Avrupa Birliği bize çok net bir mesaj veriyor: “Artık düşük değerli gönderiler de eski rahatlıkla Avrupa pazarına giremeyecek.”

Bugün 3 Euro. Yarın farklı bir işlem ücreti. Sonra yeni bir dijital beyan zorunluluğu. Sonrasında çevresel vergiler, karbon düzenlemeleri veya başka uygulamalar…

Uluslararası ticaret artık sadece mal satmak değil; değişen kurallara en hızlı uyum sağlayabilenlerin ayakta kalacağı bir sisteme dönüşüyor.

Numune Gönderiyorum Demeyin

İhracat yapan herkes bilir. Bir numune bazen milyon dolarlık bir siparişin başlangıcıdır. Ben yıllardır müşterilere gönderdiğimiz numunelerin ne kadar önemli olduğunu gördüm. Şimdi düşünün… 50 Euro’luk bir numune gönderiyorsunuz. Belki üç farklı ürün var. Üç farklı GTİP satırı oluşuyor. Vergi geliyor. İşlem ücreti geliyor. Taşıyıcının hizmet bedeli geliyor. Sonunda ürünün değerine yaklaşan operasyon maliyetleri ortaya çıkıyor. İşte bu yüzden bu düzenleme sadece e-ticaret şirketlerini ilgilendirmiyor. Makine üreticisini de ilgilendiriyor. Alüminyum sektörünü de ilgilendiriyor. Yedek parça ihracatçısını da ilgilendiriyor. Kısacası Avrupa’ya ürün gönderen herkesi ilgilendiriyor.

Asıl Risk Maliyet Değil, Hazırlıksız Yakalanmak

Benim yıllardır dikkat ettiğim bir konu var. Birçok firma ürün geliştirmeye ciddi bütçeler ayırıyor. Pazarlama için fuarlara gidiyor. Yurt dışında distribütör arıyor. Ama mevzuat değişikliklerini takip etmek konusunda aynı hassasiyeti göstermiyor. Oysa ihracatta bazen tek bir yanlış GTİP, eksik menşe belgesi veya yanlış Incoterms seçimi, günler süren gecikmelere neden olabiliyor. Üstelik müşteri, sizin yaşadığınız gümrük sorununu değil; teslim edilmeyen ürünü hatırlıyor.

FedEx’in Açıklaması Bana Şaşırtıcı Gelmedi

FedEx’in finansman ücretlerini ve yeni ithalat hizmet bedellerini güncelleyeceğini açıklaması aslında beklenen bir gelişmeydi. Çünkü gümrük işlemleri arttıkça taşıyıcının operasyon yükü de artıyor. FedEx yapıyorsa DHL de yapacaktır. UPS de yapacaktır. Diğer uluslararası taşıyıcılar da benzer uygulamalara geçecektir. Dolayısıyla ihracatçının artık sadece navlun fiyatını değil, taşıyıcının uyguladığı ek hizmet ücretlerini de hesaplaması gerekiyor.

Yeni Dönemde İhracatçının Yapması Gerekenler

Ben olaya karamsar bakmıyorum. Tam tersine, hazırlıklı olan firmalar için bu tür değişiklikler yeni bir rekabet avantajı oluşturabilir.

Bence artık her ihracatçı;

  • Gümrük mevzuatını düzenli takip etmeli,
  • GTİP sınıflandırmalarını doğru yapmalı,
  • Ticari faturalarını eksiksiz hazırlamalı,
  • Müşterisiyle vergi ve masraf paylaşımını sevkiyat öncesinde netleştirmeli,
  • Lojistik maliyetlerini düzenli analiz etmeli.

Çünkü ihracatta artık sadece kaliteli ürün üretmek yetmiyor. Bilgiyi doğru yönetmek de en az üretim kadar önemli.

Son Söz

Bugün Avrupa Birliği’nin aldığı bu karar bana bir kez daha şunu hatırlattı: İhracatta başarılı olan şirketler sadece ürün satanlar değildir. Kuralları herkesten önce öğrenen, değişime en hızlı uyum sağlayan ve riskleri önceden görebilen şirketlerdir.

Yıllardır dış ticaretin içinde çalışan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Bir ülkeye ürün ihraç etmek zordur. Ama o pazarda kalıcı olabilmek çok daha zordur. Ve bunun yolu artık yalnızca kaliteli üretimden değil; güçlü operasyon yönetiminden, doğru dokümantasyondan ve değişen mevzuatı yakından takip etmekten geçiyor. Çünkü dış ticarette bazen en değerli ürününüz, sahip olduğunuz bilgi ve tecrübedir.

Yazar Ayhan YILMAZ, SMMM/CPA

1986 doğumlu Ayhan YILMAZ, Türkiye’nin ilk İngilizce ağırlıklı proje meslek lisesi, Manisa Anadolu Ticaret Meslek Lisesi, Dış Ticaret bölümünü, devamında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Dış Ticaret bölümü, Muğla Sıtkı Koçman Yabancı Diller Yüksekokulu, İngilizce Eğitmenlik ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi, İktisat Fakültesi‘nden lisans düzeyinde mezun olup, 2020 yılında S.M.Mali Müşavir unvanını almıştır. 2024 yılında Dünya’nın en iyi Devlet Üniversiteleri listesinde 260. sırada yer alan Lisbon Üniversitesi‘nde MBA (Uluslararası Yönetim Yüksek Lisansı)‘na başlamıştır. İleri derecede İngilizce ve temel seviyede İspanyolca ve Bulgarca bilmektedir. Hayat boyu öğrenme felsefesini merkezde tutarak çalışmalarına devam eden Ayhan YILMAZ hakkında detaylı bilgi için kendisiyle irtibata geçebilirsiniz.

https://www.ayhanyilmaz.net/wp-content/uploads/2022/07/logo_white_small_03.png

AyhanYilmaz.Net web sitesine yayımlanan yazı ve fotoğraflarla ilgili saklı olan telif haklarınızla ilgili ayhan@ayhanyilmaz.net ile irtibata geçebilirsiniz.

Tüm Hakları Saklıdır © 2022